Son Haberler
Ana Sayfa / Basından / 2010 İÇİN KİMLER NE DİYOR?

2010 İÇİN KİMLER NE DİYOR?

27.12.2009 / Gazete Avrupa

 

Deutsche Bank analistleri 2010 raporunda kısa vade için olumlu düşünmekle birlikte, bugüne bakıldığında mevcut makro ortamın sürdürülmesinin zor olacağını belirtmekteler. Krizden çıkmak için agresif politikalar uygulayan ülkelerin piyasaları, 2010 yılında mali disiplin ortamlarına geri dönmek için net bir işaret beklemekte. Bunun ise uzak bir ihtimal olduğu için agresif politikaların sürdürüleceği ve rahatlamanın 2011 sonrasında oluşması beklenmekte.

Morgan Stanley‘in Avrupa strateji takımı 2010 yılına ilişkin strateji yorumlarıyla genel beklentilerin dışına çıkıyor. Banka, hisse senedi piyasalarının önünde büyük bir engel bulunduğunu ve 2010 yılının negatif bir yıl olacağını öngörüyor. Mevcut momentumun ve iyimserliğin piyasaları % 10 kadar daha yukarı taşıyabileceğini, ancak eninde sonunda teşviklerin geri çekilmesi süreciyle birlikte piyasaların gücünün zayıflayacağını ve bunun 2010 ve hatta 2011 yılı büyümesi ile ilgili şüpheleri de doğuracağını belirtiyor.

BofA Merrill Lynch analistleri, iyimserlikte JP Morgan’ı geride bırakarak; gelişen ülkelerde % 6.3, gelişmiş ülkelerde % 2.7 ve AB ülkelerinde % 2.2 olmak üzere 2010 yılı için küresel GSYİH artışını % 4.4 olarak belirtirken 2011 yılı için % 4.5 rakamlarını telaffuz etti.

KBW analistleri hazırladıkları raporda, 2010 yılında mali teşvik programlarının geri alınmaya başlanması ve sektöre getirilecek düzenlemeler nedeniyle mali sektör hisselerinin Washington’da alınacak kararlardan etkileneceğini düşünmekte. Ayrıca daha yüksek sermaye ve teminat gereksinimlerinin uygulanması ve tüketicilere daha fazla koruma getirilmesini kaçınılmaz hale getiren bu durumun piyasalarda oldukça yavaş ama mutlaka büyüme trendi oluşturacağını ifade ettiler. Citi analistleri, geçmişe bakıldığında iyileşmelerin hep V şeklinde olduğunu ve bu sefer de çok farklı olmasını beklemediklerini belirttiler. Küresel ekonomik iyileşmenin yavaş olmakla birlikte operasyonel kaldıraç karlarda güçlü bir sıçramayı işaret ettiği düşüncesindeler. Ayrıca parasal ve mali politikalarda zorunlu bir sıkılaştırma sebebiyle oluşabilecek gerileme küresel borsalarda 2012’ye kadar beklenmiyor ifadesini kullandılar.

UBS analistleri, 2010 yılında senaryolarının bulunduğu bir liste hazırladılar. Buna göre; Gelişen piyasalar beklenenin üzerinde bir performans gösterecekler ve ülke risk primleri pozitif kalacak. Japon hisse piyasası, düşük performans gösterecek. ABD’deki regülasyon değişiklikleri, mali şirketlerin uzun vadeli kar büyümesi üzerinde ağırlığını hissettirecek. Çin’de teşvikler yavaş yavaş geri çekilecek. ABD’de işsizlik ilk çeyrekte zirve yapacak, Fed yılın ikinci çeyreğinde sıkılaşmaya gidecek. İngiltere’de Muhafazakar Parti çoğunluğu elde edecek. Yuan dolara karşı istikrarlı hareket sergileyecek.

JP Morgan yayınladığı raporda, 2010’da gelişmekte olan piyasaların iç piyasalarına yöneleceklerini ve bu piyasalarının gelecek yıl çift haneli getiriler sağlayacağını beklediklerini açıklarken; “2010’a yönelik yükselen carry para birimlerini cazip buluyoruz ve özellikle TL, Rus Rublesi, Polonya Zlotisi ve Macar Forinti’ni tavsiye ediyoruz. Çünkü hepsinin carry de dahil %15 üzerinde getiri sağlaması muhtemeldir. Türkiye’nin 2010’da CEEMEA bölgesinin en güçlü büyüme oranlarından birini göstermesi bekleniyor.” ifadesini kullandı.

RBC‘nin 2010 yılı görünüm raporu, eğer özel sektör talebi sürdürülebilir bir büyüme yolunda ekonomiyi taşıyacak kadar yeterli bir iyileşme kaydetmeden mali destek teşvikleri geri çekilirse, ABD’de ya da küresel anlamda bir çift dip yaşanması ihtimali olasıdır görüşünde. ABD Doları’ndaki düzensiz düşüş trendi, emtia fiyatlarının hızla yükselmesine neden olur ve para politikalarının da küresel anlamda sıkılaşmasına zemin hazırlar. Gelişen piyasa politika yapıcıları, zayıf dolar trendine karşı para birimlerinin değer kazanmasını yavaşlatmak için alışılmadık politika önlemlerine başvurur. G-7 ülkelerindeki güven kaybı, mali disiplinin yeniden empoze edilmesi ve borç dinamiklerinin sürdürülebilir bir hatta kurulmasını beraberinde getirir. Bu da doların güçlenmesi, finansmana erişimin kısıtlanması ve Dubai benzeri olayların tekrar yaşanması yolunu açar görüşünde.

Nomura, 2010 yılı görünüm raporunda, devam eden politika desteklerinin mevcut polika duruşundan uzaklaşma konusu dikkate alındığında birkaç nedenden ötürü gelişmiş ekonomilerdeki yetkililerin tedbirler yönünden hataya düşeceklerini düşünmekte. Çok geniş üretim açığı, enflasyonun sakin seyrine ilişkin devam eden gelişmeler, toparlanma başladıktan çok kısa bir süre sonra politika desteklerinin geri çekildiği Japonya örneği bu düşüncenin oluşum nedeni. Nomura’nın küresel ekonomi takımı, piyasaya desteklerin 2010 yılında da devam etmesi gerektiği görüşünde. Ayrıca karlılığın 2010 ve 2011 yıllarında da artamaya devam edeceğini düşünen Nomura, politika teşvikleri azalacak olmasına rağmen 2010 ve 2011 yıllarında küresel anlamda GSYİH’nın hız kazanarak büyümesini sürdüreceğini düşünmekte.

Moody’s, 2010 yılı Avrupa görünüm raporunda, bölgede toparlanmanın henüz ilk aşamada olduğunu ve muhtemel şoklara karşı ekonomilerin 2010 yılında da savunmasız olmaya devam edeceğini belirtti. Bazı Batı Avrupa ülkelerinin, yeniden büyüme trendine geçiyor olmalarına rağmen, yapısal zayıflıkları ve kırılganlıkları nedeni ile 2010 yılında toparlanmanın hızını yavaşlatacakları görüşünde.

Muhtelif kaynaklar 2010 yılı için bu öngörüleri yaparken;

Bize göre, Avrupa ekonomilerinde toparlanma, henüz ilk aşamada ve toparlanma zayıf seyrini koruyor. Risk algılamasının değişmesi ve mali sektör ayarlamaları zaman alacak. Merkez Bankaları, muhtemelen 2010 yılı sonuna kadar politika faizlerini düşük seviyelerde tutacaklar ve olağandışı önlemlerini de yavaş yavaş gevşetecekler. Amerika’da durum Euro bölgesine göre çok daha olumlu ve umut dolu. İlk çeyrekte özellikle işsizlik, son çeyrekte ise büyüme rakamları yüksek çıkacaktır. Asya ülkelerinde ise krizin etkileri en az iki yıl daha sürecek gibi gözükmekte ve özellikle Çin için 2010 zor bir yıl olacaktır.

TÜRKİYE’mizde ise hükümet politikalarımız, yabancı kaynaklarca çok iyi bilinmekte ve finans pazarımız getirisi en yüksek piyasa olarak tanımlanmakta!.. Ne karşılığında ve kim için olduğu soruları bir tarafa; yabancı yatırımcı için bu yüksek getirinin cazibesi neticesinde hükümetin açıkladığı %3,5 ve son olarak da IMF’nin açıkladığı %3,7 dolayında büyüme, 2010 için oldukça olağandır. Bu da, piyasalarda geçici bir rahatlama ve iktidar için fırsattan istifade sonbaharda erken seçim demektir.

2010’lu yılların Milletimize hayırlı olması dileklerimle.

Bahadır Özgün

 

Hakkında admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir