Ana Sayfa / Bursa Gündem / ADNAN BAŞTOPÇU’NUN KÖŞE YAZISINA İSTİNADEN

ADNAN BAŞTOPÇU’NUN KÖŞE YAZISINA İSTİNADEN

Olay Gazetesi köşe yazarı Adnan Baştopçu’nun 20.11.2010 tarihli “Kimler Vatan Haini” başlıklı yazısını okuduktan sonra bir-iki konuyu belirtmekte fayda gördüm ve kendilerine bir e-mail yolladım. Bu e-maili aşağıda sizlerin de bilgilerinize sunarım.

Sayın Adnan Baştopçu,

Öncelikle yazılarınızı ilgi ile takip ettiğimi ve birçok konuda görüşlerinize saygı duyduğumu belirtmek isterim. Ancak 20 Kasım tarihli Olay Gazetesinde yer alan köşe yazınıza bir-iki itirazım olacak. Aslında bu itirazım ülkemizde yaşanan gerçeklerin doğru algılanmamasınadır…

Yazınızda sözü geçen isimlere ve yaşanmış olaylara tek tek bakacak olursak;
Ne yazık ki tüm yaşamını sürgün ve hapis hayatı ile geçiren Nazım Hikmet 1951 yılında Adnan Menderes hükümeti tarafından Türk vatandaşlığından çıkartılmıştır. Türk vatandaşlığından çıkartılış nedeni komünizm odaklıdır. Ancak o dönemi anlama adına örnek verecek olursak; Bulgaristan’daki Vulka Çervenkov’un komünist rejiminden kaçan Türk soydaşlarımızın sayısı 1950 yılında 52.185 kişidir ve 1951 yılında da bu sayı 102.208 kişidir. Yani bu yıllarda yaşanan komünizm algılamaları günümüzdekinden çok çok farklıdır.
Dünkü yazınızda belirttiğiniz gibi Nazım Hikmet’e ait mısraları 1994 Ekim MHP kurultayında kullanan Rahmetli Alparslan Türkeş; “Bölücü gruplar Türkiye’nin birliği ve dirliğini tehdit ediyorlar. Ben Nâzım’dan İstiklal Savaşı ile ilgili bu şiiri okuyarak milli sol’a mesaj veriyorum. Bu şiir milli sol’a uzattığımız bir zeytin dalıdır. Milli olan bütün değerleri benimsiyoruz. Nâzım’dan şiir okumanın temel sebebi budur” şeklinde görüşünü açıkça dile getirmiştir.Yılmaz Güney konusunda ise belirtilmesi gereken farklı bir durum vardır. Hiç tartışmasız Yılmaz Güney önemli bir sinema sanatçısıdır ancak Yılmaz Güney bir cinayet işlediği için hapse girmiştir ve bu suçun infazı esnasında da yurt dışına firar etmiştir. 1982 yılında Kenan Evren yönetimindeki Milli Güvenlik Konseyi döneminde vatandaşlıktan çıkarılmış ve 1993 yılında vatandaşlığı iade edilmiştir. Yani Kemal Kılıçdaroğlu’nun Yılmaz Güney’in mezarına ziyareti kendisine göre doğru olabilir.

Ancak Ahmet Kaya konusu tamamen farklı ele alınmalıdır. Hepimizin bildiği bir gerçek vardır ki; Ahmet Kaya PKK terör örgütüne uzun yıllar destek vermiş ve 1999 yılında Berlin’de verdiği konserde “Kürdüz biz, Apo’yu özledik” şarkısı ile de bunu tescillemiştir. Zaten ölmeden önce de PKK ile ilişkisini itiraf da etmiştir. Tabii ki yazınızda belirtmiş olduğunuz gibi Ahmet Kaya’nın birçok eseri Türk halkının gönlünde ve dilindedir. Ancak unutulmaması gereken sanat evrenseldir ve hiçbir siyasi görüşe mal edilmemelidir. Hele hele yıllarca ülkemiz insanına türlü eziyetler vermiş, bebek katili terörist bir örgüt propagandası haline kesinlikle dönüştürülmemelidir.

İşte bu gerçekler noktasında çok önemli bir sorun oluşmaktadır. Gerek hükümet edenler ve gerekse muhalefet yapan siyasiler belirli kesimlere şirin gözükmek isteyebilirler ancak bu taleplerini vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü zedeleyecek şekilde yaparak kendilerini de suçlu duruma sokmaktadırlar.

Sayın Adnan Bey;

Belki siyasiler bunu yapmayacaktır ama gelin siz dünkü yazınızı tekrar gözden geçirin ve “Sanata saygı duymak adına sanatçının ayıbını kabullenmek zorunda kalmayalım…”

Sevgi ve Saygılarımla,

Bahadır Özgün
21 Kasım 2010

Hakkında admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>