Untitled-1

29 Temmuz 2015 tarihli yazımda http://www.bahadirozgun.com/?p=961  Asala’dan PKK’ya ve sonrasında da IŞİD’e kadar ülkemiz ve bölgemizde oynanan karanlık oyunların kısa bir tanımlamasını yapmaya çalışmıştım. Bugün ise sizlere seçim öncesi ülkemizde yas ilan edilmesini gerektirecek düzeyde büyük bir katliam gerçekleştiren karanlık güçlerin neden ve niçin sorularına kendimce cevaplarımı sizlerle paylaşmak istiyorum…

Şimdi hep birlikte kısaca hatırlamaya çalışalım…

7 Haziran 2015 tarihli Genel Seçimlere ülke olarak hazırlanırken 3 yıl önce AKP hükümeti tarafından başlatılan ve çözüm süreci adı verilen görmemezlik oyunu bitivermişti. Aslında ülkede sanal bir barış ve huzur ortamını oluşturulmuştu ve PKK için alan genişletme çalışmaları sorunsuz bir şekilde tamamlanmıştı. Ve artık öyle bir noktaya gelindi ki, HDP için silah zoru ile edinilen oyların getirdiği yerel yönetim gücü ile halkın üzerine legal bir silah doğrultulmuştu…

Ancak uluslar arası emperyal güçler işi riske edemezdi ve ne olur ne olmaz hesabı 5 Haziran 2015 tarihinde Diyarbakır HDP mitinginde ilk seçim ayarlı bombamız patladı. HDP Eş Başkanları ve partinin yönetim kadrosunun beklendiği sırada art arda patlayan iki bomba 4 kişinin ölümü, 100’den fazla kişinin de yaralanmasıyla sonuçlandı. Bomba sahnenin sağ tarafındaki trafonun bulunduğu noktada olmuştu ve HDP yetkililerini beklemeden, onları bekleyenleri vurmuştu..!

5 Haziran’da patlayan bombanın 7 Haziran seçimlerine çok önemli katkısı oldu inancındayım… Çünkü aslında tüm algı operasyonlarına rağmen yapmış olduğumuz anketlerde bize göre bıçak sırtı giden bir baraj engeli vardı ki, bu patlama Türk insanına demokrasinin gereği HDP mecliste olmalıdır dedirtti…

Seçim ayarlı bomba patlamıştı ve sonuç;

AKP      % 40,9       258      Milletvekili

CHP     % 25,0        132      Milletvekili

MHP    % 16,3          80      Milletvekili

HDP     % 13,1          80      Milletvekili olarak oluştu…

Bu sonuç ne uluslararası güçleri, ne de ülke siyasetinde azıcık dahli olabilenleri tatmin etmedi. Çünkü bir ülkeyi sömürebilmek ancak o ülkede kuvvet tesis ederek mümkün olabilir. Ve dış güçler tarafından baskılanan siyasi partilerin kuramadıkları hükümet, 21 Ağustos günü ülkemiz için erken seçim kararını aldırdı.

Bu arada seçim sürecinde sessiz kalarak HDP’ye destek veren PKK, önceki yazımda belirtmiş olduğum nedenler ile silahlara sarıldı ve barış süreci boyunca oluşturduğu güç ile topyekun kalkışmaya girişti.., Ancak kalkışma hareketini başlatan olmamak gerekmekteydi.

Tabii ki süreci resmen sonlandırmak için önemli bir bahane bulmak gerekliydi…

Ve 20 Temmuz 2015 günü Şanlıurfa Suruç İlçesi’ndeki Amara Kültür Merkezi önünde “Kobani’nin yeniden inşası” konusunda basın açıklaması yapmak üzere İstanbul ve Ankara’dan gelen ESP Ezilenlerin Sosyalist Partisinin gençlik kanadını oluşturan SGDF Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi 300 genç basın açıklaması yaparken büyük bir patlama meydana geldi.

Ne büyük bir tesadüftür ki her yerde bu gençlerin önünde görmeye alıştığımız ESP Kurucu Başkanı ve HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ veya onun himayesindeki ESP Genel Başkanı Sultan Ulusoy bu basın açıklamasında yoklardı. Plana göre açıklama gençler tarafından yapılacak, sonrasında HDP heyeti ve Yüksekdağ ile birlikte Kobani’ye geçilecekti…

Ancak intihar saldırısı ile yaşanan patlamada 23 kişi olay yerinde olmak üzere 32 kişi hayatını kaybetti.

Suruç saldırısından 2 gün sonra 22 Temmuz 2015′te PKK, Şanlurfa Ceylanpınar ilçesinde IŞİD’le ilişkili oldukları iddiasıyla 2 polis memurunu evlerinde öldürdü. Aynı gün İstanbul’da IŞİD’in üst düzey yöneticisi olduğunu iddia ettikleri bir kişinin PKK tarafından öldürüldüğü iddiası hem PKK’ya hem IŞİD’e yakın sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.25 Temmuz 2015′te Diyarbakır Lice’de bir askeri konvoya saldırı düzenlendi ve 2 asker öldürüldü. 27 Temmuz’da Malazgirt Jandarma Komutanı Arslan Kulaksız düzenlenen silahlı saldırı sonucunda öldürüldü. Artık kalkışma resmen başlatılmıştı, önceki yazımda belirtmiş olduğum gibi PKK için başka bir alternatif de yoktu…

Alınan erken seçim kararı ile kimsenin ifade etmediği ama herkesin çok iyi bildiği tek gerçek, seçim sonrası dengelerin değişebilmesi ancak HDP’nin meclis dışı kalması ile mümkündü. Dengelerin 1 Kasım 2015 günü değişme olasılığı ise PKK’nın silah bırakmaması nedeni ile her geçen gün artmaktaydı.

HDP her ne kadar seçim sloganını “İnadına HDP, İnadına Barış” gibi fıtratına ve icraatına uymayan ama barış arayan gençlere, Sosyalistlere ve Entelektüel kesime hoş gözüken bir slogan olarak belirlediyse de gerçekler çok farklıydı…

Seçim ayarlı bombalara ihtiyaçları vardı..!

Yapılan araştırmalar HDP ve MHP’nin ciddi anlamda oy kaybı yaşadığını göstermekteydi ama araştırma firmaları ve medya bunu deklare etmeyerek önceki seçimdeki hatayı tekrarlamak istemiyordu. Ancak uluslar arası güçler özellikle HDP’nin meclis dışı kalmasını kabul edemezdi…

22 Temmuz sonrası ortaya çıkan tablodan HDP’yi sıyırmak gerekmekteydi ve en geçerli yöntem mağduru oynatmaktaydı. Tabii ki 22 Temmuz sonrası PKK’nın ortaya çıkarttığı vahşet tablosu çok büyüktü ve oluşturulması gereken imaj çok güçlü olmalıydı…

Seçim çalışmaları hemen başlatıldı..! Oyunun sergileneceği mekan ve yer olarak hazırlıkları Eylül ayı sonunda başlanan Ankara Barış Mitingi belirlendi. Bu mitingin düzenleyicileri arasında DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu), KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu), TTB (Türk Tabipleri Birliği), TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği) gibi sendika ve meslek örgütleri yer alıyordu. Ancak bazı partiler ve sivil toplum örgütleri desteklerini vermekteydi. HDP’nin bu saldırıyı kendine yapılan bir saldırı olarak göstermesi bu nedenle zor değildi. Zaten ne can almak, ne de can vermek PKK için çok zor bir olgu olamasa gerektir…

Barış mitinginin planına göre, kortej trеn garında toplanacak ve burаdаn Sıhhiye’ye yürüyecekti. Ve Türkiye 10 Ekim sabah saatlerinde en kanlı terör eylemiyle sarsıldı. Çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü ve sendikanın destek verdiği “Emek, barış ve demokrasi mitingi” için Ankara’ya giden binlerce insanın toplandığı Ankara Tren Garı kavşağında üç saniye arayla iki şiddetli patlama meydana geldi. Bugün itibariyle 97 kişi hayatını kaybetmiş durumda ve yüzlercesi de yaralı durumda…

Ve olayın hemen ertesi günü tam da patlamanın olduğu yerde HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ı yitirilen canların üzerinde 1 Kasım erken seçimini işaret edip oy istiyor..!

“İnadına Barış, İnadına HDP” diyor..!

Basında, sosyal medyada mağdur hep HDP..!

Herkes birilerine kan kusuyor ama kimsenin bu karanlık oyunu anlamaya niyeti yok…

Az bir düşünsenize; mevcut durum en çok kimin işine yarar ve-veya kimin işine yaramaz..?

12 EKİM 2015

Bahadır ÖZGÜN

Hakkında admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>