Son Haberler
Ana Sayfa / Basından / Kontrollü Gelişim – Controlled Development

Kontrollü Gelişim – Controlled Development

10.12.2009 Avrupa Gazetesi Köşe Yazım

Dünyada güçlü ve önde gelen firmalara baktığımızda bu firmaların “Kontrollü Gelişim – Controlled Development” yani uzun vadeli stratejik planlı yaşamı tercih ettiklerini gözlemekteyiz. Bu yaşam tarzı belki yavaş büyüme belki de zaman zaman küçülme süreçlerini de beraberlerinde getirmektedir. Ancak sahip olunan gücün uzun vadede daha ileri bir seviyeye gelişmesini kaçınılmaz kılmaktadır.

Ülkemizde ne yazık ki “Kontrollü Gelişimi” hedef almış firma sayısı neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu durumun esas nedeni belki de insanımızın doğasıdır. Oysa ki dünyamızda olumlu ve olumsuz tüm örnekler dünya ekonomisini gözlerimizin önüne sermektedir. Duygusal ve geleneksel yaklaşımlar bir kenara bırakılmıştır. Yeni dünya düzeninde stratejik yapılanma, finansal yapılanmadan öne geçmektedir. Stratejik yapılanmanın da olmazsa olmazı “Kontrollü Gelişim”dir.

Ülkemizdeki “Kontrolsüz Gelişim” tercihlerimiz ise, geçtiğimiz günlerde Merkez Bankasının yaptırdığı bir araştırma ile gözler önüne serilmiştir. Merkez Bankası araştırmasında, imalat sanayimizin %72,6’sının ithal malzemeler ile üretilmekte olduğu ve toplam imalat sanayimizin %88,5’inin hammadde ve malzemeden oluştuğu açıklanmıştır. Bu sonuç “Acaba imalat sanayimiz, montaj sanayi midir?” sorusu ile “Ne kadar kendi markamızı üretme kabiliyetindeyiz?” sorularını beraberinde getirmiştir.

Oysa ki; Geçtiğimiz birkaç yıl için yüksek büyüme rakamları ile örnek ülke olan Türkiye, büyüyen imalat sanayi rakamları ile dillerden düşürülmemekteydi. Son araştırma rakamları ise, ülke olarak ne kadar çok çalışırsak çalışalım kendimize çalışmadığımız gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu rakamlara bir de ülkemizin finansman açısından kayıplarını eklediğimizde, ülke olarak yerimizde saydığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye olarak yıllardır gerçekleşen gelişimimizin ne kadar kontrolsüz olduğu açıkça ortadadır. Ne yazık ki, ülkemiz için stratejik yapılanma ve kontrollü gelişim gerek devletimiz gerekse şirketlerimizce benimsenmiş olsaydı, durum çok daha farklı olabilirdi. Ve bir tek bu şekilde dış ticaret açığımız kapanabilirdi.

Yaşadıklarımızdan nasıl sonuçlar çıkardık bilemiyoruz. Ancak kriz dönemleri yaşam mücadelesinin en zor olduğu dönemler olmakla birlikte, ayakta kalabilenlerin geleceği en iyi değerlendirebilecekleri günlerdir. İşte bu gerçeği hatırlattıktan sonra Merkez Bankasının bir diğer çalışmasına; “Reel Sektör Kuruluşları Yatırım Eğilim Anketi”ne de kısaca değinelim.

İmalat sanayi yatırım eğilim anketlerinde 2009 bahar döneminde %16,7 ve 2009 güz döneminde %11,5 gerileneceği belirtilmişti. 2010 yılı yatırımları için ise, önceki yıla göre %29 artış olacağı sonucu alınmıştır. Bu değerlendirmeye gerekçe olarak da talepte umulan artış gösterilmektedir. Bu anket sonucu gerçekten umut vericidir ve eğilimin yatırım yönünde olması gerçekten çok önemlidir.

Dünyamızın yaşadığı en ağır ekonomik krizlerden biri olan 2009 global krizinden çıkılacağı umulan 2010’a ülke olarak umutla bakmak istemekteyiz. Krizin etkileri her kesim tarafından ağır bir şekilde yaşanmaktayken, stratejik ve kontrollü gelişim herkesin yol haritasını oluşturmalıdır. Tıpkı kurulduğu günden beri izleme şansı bulduğum “Gazete Avrupa” gibi. Yapılanmasını uzun soluklu gerçekleştiren “Gazete Avrupa” oluşum sürecini tamamladıktan sonra aileyi köklü bir kuruluş olan “Bursa Haber ” ile geliştirmişti. Bu stratejik hamlenin ardından ise, yeni bir yapılanma sonrası Gazete Avrupa haftalık ekonomi gazetesi ve yepyeni bir günlük gazete Bursa Hayat ile gelişimini kontrollü bir şekilde sürdürmektedir.

Bursa Haber ile birlikte Bursa Hayat’a ve Ekonomik Avrupa’ya başarılar dilerken, 2010’un herkese bol kazanç getirmesini temenni ediyorum.

Bahadır Özgün

Hakkında admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir