Ana Sayfa / Genel / TÜM DİNLER GELMİŞ GEÇMİŞ, HEP BAHANE OLMUŞ…

TÜM DİNLER GELMİŞ GEÇMİŞ, HEP BAHANE OLMUŞ…

yemen

Yazıma bazı tarihi bilgiler ile başlayalım istiyorum ama Yemen’de hüküm süren en eski devlet olan Ma’inleri veya Kataban, Hadramut, Sebe krallıklarına kadar yazmak niyetinde de değilim.

Ancak konumuzun ulaşacağı noktada din olgusu büyük önem taşıyacağı için Himyeri Krallığından bahsetmemiz gerekmekte. Kurulduğu günden 525 yılına kadar Yemen topraklarında hüküm süren Himyeriler’in son hükümdarı Zu Navas, Yahudiliği kabul ederek bu dini devletin resmi dini haline getirmiştir. O dönemde Hıristiyan olan halkını da Yahudiliği kabul etmeye zorlamıştır.

525 yılında Bizans ile anlaşarak Yemen’e gelen Habeş ordusu Zu Navas’ı mağlup ederek Himyar Krallığı’na son vermiş ve bu tarihten sonra Yemen bir süre Habeş valileri tarafından idare edilmiştir. Hıristiyanlığa hizmet eden bu valilerden Ebrehe, o dönemde Kureyş Kabilesinin elindeki Kabe’yi yıkmak için Mekke’ye bir saldırı düzenlemiş ve tarihteki Fil Vakası meydana gelmiştir.

570 yılından ise Yemen’de Sasani hâkimiyeti başlamıştır. Sasaniler Duanist bir din olarak tanımlanan tek tanrılı Zerdüştlüğü resmi din olarak belirlemişler ve bölgedeki Sasani egemenliği 630 yılında İslam ordularının bölgeye gelmesine kadar sürmüştür.

Sasaniler’in Yemen valisi Bâzân, İslâmiyet’i benimsemiş ve San’a halkı ile Ebnâlar da İslâm’a girmiştir. Hz. Ali, Muhammed tarafından 631 yılında Yemen seferine gönderilmiş ve yapılan anlaşma ile İslâm devletinin hâkimiyetini kabul etmişlerdir.

On birinci yüzyıla kadar halifeliğe bağlı olan Yemen, küçük sülaleler arasında paylaşılmış, çeşitli isimler alan, birbirleriyle mücadele eden bu sülalelerin hakimiyeti Selahaddin Eyyubi zamanına kadar devam etmiştir. Selahaddin Eyyubi’den sonra Eyyubilerin hakimiyet uzun zaman devam etmemiş ve mahalli sülaleler İskenderiye baharat tacirleri ile Venediklilere memleketlerinde üsler vermişlerdir.

Türkler ise Yemen’e ilk olarak 11. yüzyıl sonlarında koloni olarak gelmişlerdir. Selçuklu Sultanı Melikşah döneminde başlayan bu yerleşme sonrası Türklerle yerli imamlar arasında mücadele başlamıştır. Yavuz Sultan Selim Han, Mısır Memluklerine 1517′de son vermiş ve sonrasında 1539 yılında Kanuni Sultan Süleyman zamanında Yemen’de ilk Osmanlı yönetimi başlamıştır. Buraya Yemen Beylerbeyliği adı verilerek, diğer yerlerin de alınması ile Beylerbeyliği hakimiyet sahası genişlemiştir.

Ancak Zeydi kabilelerin isyanı durmamış ve bu karışıklık dönemi üç yüz yıl kadar devam etmiştir. İngilizler bölgeye hakim olmak için Zeydiler’e destek vermişler ve 1905’te Osmanlı ordusu yenilgiye uğramış, Birinci Dünya Savaşı sonunda da Yemen tamamen Osmanlıların elinden çıkmıştır. Osmanlılardan sonra esas kaos başlamış; İngilizler eliyle emirler, imamlar, kabile şeyhleri tarafından paylaşılmaya çalışılırken Taif anlaşması ile Suudi Arabistan’a verilen bir kısım topraklar sonrası bugünkü sınırlara gelinmiş ve bir süre durulan iktidar mücadelesi Kuzey – Güney bölünmesi kadar gitmiştir.

Bu süreçlerde mevcut mücadelenin içine Suriye, Mısır, İran, Çin, Rusya ve tabii ki Amerika Birleşik Devletleri de müdahil olmuştur…

Kuzey ve Güney Yemen, 22 Mayıs 1990’da tekrar birleşmiş ancak çatışmalar bitmemiştir. 2011 yılında başlarında Tunus’ta başlayan ve Mısır’la devam eden, sonrasında ise Arap dünyasına yayılan Arap Baharı Yemen’de de etkili olmuştur.

Arap Baharı iki güç merkezini karşı karşıya getirmiş; Sünni Hadi ile Şii Husiler’in mücadelesi başlamıştır. Yemen’de siyasi krizi çözmeye amaçlayan BM öncülüğünde görüşmeler devam etmekteyken Şii Husi güçleri ülkenin güneyinde saldırılarını yoğunlaştırıp stratejik Aden liman kentini ele geçirecek duruma geldiklerinde Suudi Arabistan önderliğindeki yeni koalisyon, askeri müdahale düğmesine basmıştır.

Harekât halen Husilerin kontrolü altında bulunan başkent San’a’ya karşı hava akınlarıyla devam etmekte olup, operasyonun bundan sonra karadan da sürmesi beklenmektedir.

Suudi Arabistan ve koalisyon ortaklarının bu müdahale için öne sürdükleri gerekçe, Devlet Başkanı Mansur Hadi’nin başında bulunduğu “meşru” hükümetin başkaldıran ve “dışarıdan” destek gören Husilerin tehdidi altında bulunmasıdır. ABD operasyona aktif rol oynamakta ve Türkiye de Cumhurbaşkanımızın resmi beyanı ile bu eyleme destek vermiş durumdadır.

Suudi Arabistan eliyle başlayan müdahaleye Körfez’deki Arap Emirlikleri, Mısır, Sudan, Fas, Ürdün ve Pakistan’ın koalisyon güç birliği destek vermekte ve karşısında ise Suriye, İran ve Rusya harekatın derhal durdurulmasını talep etmektedir.

Yemen’in 25 milyon nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan Şii Husiler, yönetimde ortaklık ve çoğunlukta oldukları bölgelerde de geniş özerklik isteyerek yola çıkmışlar ve bunu sağlamak için de silaha sarılmışlardır. Ne var ki bu basit bir iktidar mücadelesi değildir. Mesele, genelde Arap coğrafyasında son zamanlarda görülen dinsel, mezhepsel boyutlar almıştır.

Yazımızda kısaca Yemen tarihini anlatmaya çalışırken görülmektedir ki; Yemen’de tek tanrılı Zerdüşt dininden Hıristiyanlığa, Yahudilikten İslamiyet’in ilk yıllarından başlamak üzere tüm dönemleri ile Sünni ve Şii mezheplerine kadar birçok din hakimiyeti hüküm sürmüştür.

Dinler toplumsal kuralların temelini oluşturduklarından ötürü, güvenlik için sağlam bir dayanak haline gelmiş olduklarını düşünürken Yemen’in gelmiş geçmiş dinlerden nasibini alamadığını görmekteyiz. Ama mesele gerçekte tabii ki din merkezli değildir, din sadece bir bahanedir. Yemen’deki iktidar kavgası dünyamızdaki gerçeğin ta kendisidir. Son dönemde bölgemizdeki nüfuz mücadelesinin ulaştığı noktadır. Artık bu mücadele Ortadoğu sınırlarını da aşmış, koalisyonda temsil edilen ülkeler ile Afrika’dan Asya’ya kadar uzayan geniş bir coğrafyayı kapsar hale gelmiştir.

Şimdi önümüzdeki soru, bu mücadelenin ve devamlı yayılan bu krizin nereye kadar gideceğidir?

Peki, İran buna nasıl karşılık verecektir?

İran Yemen’de veya başka bir bölgede askeri güce başvurabilir mi?

Bu gerginlik karşısında Rusya nasıl tavır alacaktır?

Bütün bunların ekonomideki etkileri neler olacaktır?

Bu hamle, Ortadoğu’da hangi dengeleri değiştirecektir?

Türkiye bu olaya müdahil olmakla neler kazanır ya da neler kaybeder?

Hakkında admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>