Ana Sayfa / Basından / YUNAN EKONOMİSİ VE AB

YUNAN EKONOMİSİ VE AB

16.02.2010 / Gazete Avrupa Köşe Yazım

 

Komşumuz Yunanistan 2009’da ekonomik krizin yansımalarını hissederken, diğer AB ülkelerinin de bu krizden ciddi oranda etkilendiği gözlenmektedir ama bugün için dünya piyasaları Yunan ekonomisine odaklanmış durumdadır. Aslında Yunanistan 2008 mali krizi yaşanmadan önce de kriz sinyalleri vermeye başlamıştı.

06.12.2008′de Yunanistan’ın başkenti Atina’da, Aleksis Grigoridis isimli bir gencin polis kurşunu ile öldürülmesi sonucunda başlayan anarşist toplumsal eylem ve çatışma süreci 6 gün içerisinde Yunanistan’da Kostas Karamanlis başkanlığındaki Yeni Demokrasi Partisi hükümetini istifaya davet eden bir genel grev halini almıştır. Aslında halkın gösterileri bu denli destekleyip, günlerce ortalığı savaş alanına çevirmiş olmasının gerçek nedeni Yunanistan ekonomisinin zayıflıklarıdır.

Karamanlis hükümeti, 4 Ekim tarihinde erken seçim kararı alarak, krizin olası yıkımının sorumluluğunu daha fazla taşıyamayacağını kamuoyuna ilan etmişti. Yunanistan`da mali krizin etkilerinin bugün bu kadar büyük yaşanmasının en önemli sebebi de; krizin ülke içi siyasi istikrarsızlığın üzerine gelmiş olmasıdır. Yapılan erken seçim sonrasında seçimleri kazanarak hükümet olan sosyal demokratlar, maliyeyi devraldıklarında Karamanlis hükümetinin veriler ile oynayıp, piyasaları ve AB’yi aldatmış olduğunu ortaya çıkardılar. Yeni hükümetin açıkladığı veriler ile gerçek bütçe açığının, Karamanlis yönetiminin ifade ettiğinin iki katı ve “AB İstikrar Pakt-ı” sınırının dört katı olduğu ortaya çıktı. Yani Yunanistan ekonomisi büyümek bir yana, bir yıldır resesyondaydı ve Yunanistan’ın dış borcu da 300 milyar Avro’yla GSMH’ sının yüzde 112,6’ sına ulaşmıştı.

Yunanistan parasını devalüe edip, para ve kredi musluklarını açabilme, enflasyon yoluyla iç borcunu azaltma, pazarlık yoluyla da dış borcunu erteleme yoluna gidebilirdi ama AB üyesi olarak bunu yapabilmesi mümkün değildi. Yani ülke ekonomisinde bu tip müdahaleleri bağımsız olarak yapabilmesi AB üyeliği dahilinde mümkün değildi. Bu yüzden AB Merkez Bankası’ndan ve Brüksel’den yardım istemek zorunda kaldı. Aynı İrlanda’da izlenen yol kapsamındaki talepler, Yunanistan’dan da istendi ve yardım vaatlerine karşılık mali düzenleme sözleri alındı. Böylelikle ilk dalga atlatılmış oldu.

İlk dalga diyoruz çünkü; bugün gelinen durum itibariyle Avrupa Birliği iki ateş arasında kalmış durumdadır. Yunanistan’ın kurtarılması, Baltık ve Doğu Avrupa ülkelerinin desteklenmesi, İtalya, İspanya ve Portekiz’in krize girmesinin engellenmesi noktasında devreye girecek mali politikalar, Avro’nun dolar karşısındaki değerini etkileyerek dolar kaynaklı “CARRY TRADE” dalgasının geri çekilişini hızlandırarak piyasaları yine allak bullak edebilecektir. Aslında bununla da bitmeyebilir ve etkileşimler ardı ardına gelebilir.

Bütün bu etkiler doğrultusunda AB için artık geçmişteki hatalardan arınmış olarak, 2010 ve 2011 yıllarında uygulanacak ciddi bir “Stratejik Ekonomik Düzenleme” gerekmektedir. AB bu ekonomik sistem reformlarına odaklanmalıdır. Der Spiegel dergisindeki Yunanistan krizine ilişkin “Avro için bir zaman ayarlı bomba” ifadesi çok doğru bir tespittir ve olası bir iflasın ortak para birimi üzerinde yaratacağı yıkıcı etkiler kastedilmektedir.

Aslında Yunanistan’da yaşananlar AB ülkeleri açısından birlik içinde yaşanabilecek ve çok daha ciddi siyasi dinamikleri harekete geçirebilecek etkileşimlerin olabilirliğini ispatlamıştır. Özellikle Aralık 2008, Alesksis Grigoridis olayında olduğu gibi…

Bahadır Özgün

Hakkında admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>